Türkiyede engelli olmak-

admin tarafından 2 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.

Türkiye’de engelli olmak  ..

Engelli olmak zaten hayata 1-0 yenik başlamaktır. Toplum ve devlet bu skoru değiştirmek için elinden geldiği kadar gayret etmelidir. Değiştirmek derken en kötü ihtimalle 1-1 yapmalıdır ama Türkiye’de hem toplum hem devlet bu skoru 3-0, 4-0 gibi ağır skorlara taşımaktadır.

 

 

Örneklerle anlatmak gerekiyorsa

 -Türkiye’de dışarı çıkmamak, evde mahkum gibi yaşamaktır

- Çoğu binaya mimari “engeller”den dolayı girememektir.

 

-Ulaşım araçlarını kullanamaktır. Yurt dışında her engelli otobüse tek başına binerken bizde hiçbir otobüs engellilere uygun değildir..

-Devletin kurumlarıyla yapacağınız her yeni işlemde tam teşekküllü hastaneden heyet raporu almaktır. (bu normal insanların her sorulduğunda yeniden nüfus cüzdanı çıkarmasına eşdeğerdir.) 

- Sokakta, parkta, alışveriş merkezinde, havuzda veya sinemada “ne işi var bunun burada” anlamında bakışlara maruz kalmak demektir.

-Türkiye’de engellilere yapılan asansörleri onlardan daha fazla kullanmak onlara kullandırmamaktır.

-Engeliniz beyninizdeyse; deli,engeliniz gözünüzdeyse; kör,engeliniz bacağınızdaysa; topal,engeliniz,kulağınızdaysa; sağır,engeliniz bedeninizin herhangi bi yerindeyse de sakat olarak adlandırılacağınız anlamına gelmektedir.

- Engelli tuvaleti Avrupa’da otoban kenarlarında bile varken, Türkiye’de şehirlerinin merkezinde bile bulamamaktır.

-Engelli otoparkı hakkını gasp edenlere”burası engelli otoparkı başka bir yere park edin” dediğinde “sanane lan buraların amiri sen misin kafamı bozma kırarım bi tarafını” gibi şiddetlere maruz kalmaktır.

-Engelli insanların evlenip çocuk sahibi olmaları çok ters karşılanır hatta engelli bir insanla sağlıklı birisinin ilişki yaşaması tepki görür ve olmayacak bir şeymiş gibi karşılanır..

-Çalışmamaktır okumamaktır. İsteseniz de bir şekilde engellenmektir. Yurt dışında engellilere çalışamadığında 1800 Euro maaş verirken bizim ülkemizde 2022 yasasındaki maaş 250 tl dır bu para ile ailesine, çocuklarına bakması beklenmektedir..

-Nadir bulunan engelli rampalarının önüne araba ile park edenler yüzünden 35 cm  kaldırımdan inmektir.

-“Mecidiyeköy metrobüs durağı önünde eylem yapan engellilere tahammülsüzler ‘Sokağa niye çıkıyorsunuz’ diye bağırdı. Ezilme tehlikesi geçiren eylemcinin yardım çağrısını polis ‘Siz başlattınız, niye yardım edeyim’ diye geri çevirdi” gibi durumları yaşamaktır http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=970235&ref=itu

 -Türkiye’de sağlıklı insanlar çok zor araba kullanırken bizlerin kaldırım olmadığı için yollarda aküllü sandalyeleriyle ölüme meydan okumaktır..

BU ÖRNEKLERI ÇOĞALTABİLİRİZ… ama gerek yok bence anlamak için yeterli bu kadar

 Serkan AYDINLI

Engelsizdunyamiz.com

 

 

688 gün önce yazılmıştır.
"Türkiyede engelli olmak-" bu yazı 2 Temmuz 2010 tarihinde saat 10:07 sularında "EngelsizDunyamiz.com,Manşet" kategorisinde yayınlanmış olup "admin" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 3.662 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca 3 Yorum yazılmıştır.
  • FriendFeed'de Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
    1. Merve diyor ki:

      Türkiye’de engelli olmak ..
      Engelli olmak zaten hayata 1-0 yenik başlamaktır. Toplum ve devlet bu skoru değiştirmek için elinden geldiği kadar gayret etmelidir. Değiştirmek derken en kötü ihtimalle 1-1 yapmalıdır ama Türkiye’de hem toplum hem devlet bu skoru 3-0, 4-0 gibi ağır skorlara taşımaktadır.

      Örneklerle anlatmak gerekiyorsa
      -Türkiye’de dışarı çıkmamak, evde mahkum gibi yaşamaktır
      - Çoğu binaya mimari “engeller”den dolayı girememektir.
      -Ulaşım araçlarını kullanamamaktır. Yurt dışında her engelli otobüse tek başına binerken bizde hiçbir otobüs engellilere uygun değildir..
      -Devletin kurumlarıyla yapacağınız her yeni işlemde tam teşekküllü hastaneden heyet raporu almaktır. (bu normal insanların her sorulduğunda yeniden nüfus cüzdanı çıkarmasına eşdeğerdir.)
      - Sokakta, parkta, alışveriş merkezinde, havuzda veya sinemada “ne işi var bunun burada” anlamında bakışlara maruz kalmak demektir.
      -Türkiye’de engellilere yapılan asansörleri onlardan daha fazla kullanmak onlara kullandırmamaktır.
      -Engeliniz beyninizdeyse; deli,engeliniz gözünüzdeyse; kör,engeliniz bacağınızdaysa; topal,engeliniz,kulağınızdaysa; sağır,engeliniz bedeninizin herhangi bi yerindeyse de sakat olarak adlandırılacağınız anlamına gelmektedir.
      - Engelli tuvaleti Avrupa’da otoban kenarlarında bile varken, Türkiye’de şehirlerin merkezinde bile bulamamaktır.
      -Engelli otoparkı hakkını gasp edenlere”burası engelli otoparkı başka bir yere park edin” dediğinde “sanane lan buraların amiri sen misin kafamı bozma kırarım bi tarafını” gibi şiddetlere maruz kalmaktır.
      -Engelli insanların evlenip çocuk sahibi olmaları çok ters karşılanır hatta engelli bir insanla sağlıklı birisinin ilişki yaşaması tepki görür ve olmayacak bir şeymiş gibi karşılanır..
      -Çalışmamaktır okumamaktır. İsteseniz de bir şekilde engellenmektir. Yurt dışında engellilere çalışamadığında 1800 Euro maaş verilirken bizim ülkemizde 2022 yasasındaki maaş 350 tl dır bu para ile ailesine, çocuklarına bakması beklenmektedir..
      -Nadir bulunan engelli rampalarının önüne araba ile park edenler yüzünden 35 cm kaldırımdan inmektir.
      -“Mecidiyeköy metrobüs durağı önünde eylem yapan engellilere tahammülsüzler ‘Sokağa niye çıkıyorsunuz’ diye bağırdı. Ezilme tehlikesi geçiren eylemcinin yardım çağrısını polis ‘Siz başlattınız, niye yardım edeyim’ diye geri çevirdi” gibi durumları yaşamaktır http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=970235&ref=itu
      -Türkiye’de sağlıklı insanlar çok zor araba kullanırken bizlerin kaldırım olmadığı için yollarda aküllü sandalyeleriyle ölüme meydan okumaktır..
      BU ÖRNEKLERI ÇOĞALTABİLİRİZ… ama gerek yok bence anlamak için yeterli bu kadar
      Serkan AYDINLI
      Engelsizdunyamiz.com

      Engelli olmak ya da Türkiye’de engelli olmak değil sorun; duygusal zekâsının önüne geçemeyerek hâlâ hayata 1-0 başladığını düşünen insanlarla yaşıyor olmak.

      Bu nasıl bir üslup, bu nasıl kendini güçsüz görmektir. Görebilinecek kadar somut sorunları hâlâ içdürtüleriyle çözmeye çalışan insanlarla (engellilerle) yaşıyor olmak fevkalâde üzücü.

      Hayat içinde yer aldığımız çember kadar dar bir alan değil. Bu ülkede yeşil kartı ble olmadığı için hastaneye gidemeyen ve somut verilere göre hastaneye gitmediği ve bilinen kayıtlı hastalığı bulunmmadığından yardıma muhtaç yaşayan sözüm ona engelsiz insanlar var. Dünya üzerinde liberal güçlerin bir lokma suya muhtaç bıraktığı, bulaşıcı hastalıklarla savaşan yine sözüm ona engelsiz insanlar var.

      X köyünde çobanlık yapan engelli genç açıköğretim bitirip üniversite mezunu olurken Y şehrinde oturduğu yerden çalışan engelli gence rahat batıp işe gitmeden para kazanma derdinmde.

      Dürüst olmak gerekirse bu köşe yazısı beni fevkalâde rahatsız etti. Hayatı hâlâ futbol maçı gibi değerlendirmeye alan insanlarla aynı toplumda yaşıyor olmak beni sıkıyor.

      Engelli olmak elbette zor. Bunu gözardı etmiyorum. Sırf engelli olduğu için erkekliğini topluma toplumun gereksiz istekleriyle kanıtlamaya çalışmak ya da en basit açıklamasıyla evlenmek için kendisini kabul ettirebileceği bir aile bulmak zoruında kalan engelli bir kadın olmak zor; ancak bunların çözümü kendini hayata yenik başlamış olarak görmek kadar çıkmaz ve sonuçsuz değil.

      Halkın kendi kendini yönettiği bir ülkede halk ne isterse onu yaşar. Şikâyetlerimiz ve teşekkürlerimiz biz onları haketmek için üzerimize düşen ne ise yaptığımız kadar bizim ve biz şikayetlerimiz ve teşekkürlerimiz kadar biziz.

      Son olarak deyinmek istediğim bir husus daha vardır ki o da şudur; nasıl ki aşılması gereken ilk engelimiz eksik özgüven ve karamsarlığımız ise, devlet ve toplumun engellerini kaldırmak da devlet ve toplumun gücüne inanmak, güvenmekten geçer. Unutmamalıyız ki; engelliler için uygun yaşam koşulları olan X ülkesinde arka sokaklarda tinerci çocuklar, madde bağımlısı gençler can vermekte. Toplum idaresi tek yönlü değildir.

      Bunlar şahsi fikirlerimdir ve salt değillerdir yeterki muhalif cümlelerin özgünlüğü, özgüveni ve mantıksal dayanağı olsun.

    2. halil diyor ki:

      Haklısınız

    3. halil diyor ki:

      Türkiye’de engelli olmak ..
      Engelli olmak zaten hayata 1-0 yenik başlamaktır. Toplum ve devlet bu skoru değiştirmek için elinden geldiği kadar gayret etmelidir. Değiştirmek derken en kötü ihtimalle 1-1 yapmalıdır ama Türkiye’de hem toplum hem devlet bu skoru 3-0, 4-0 gibi ağır skorlara taşımaktadır.

      Örneklerle anlatmak gerekiyorsa
      -Türkiye’de dışarı çıkmamak, evde mahkum gibi yaşamaktır
      – Çoğu binaya mimari “engeller”den dolayı girememektir.
      -Ulaşım araçlarını kullanamamaktır. Yurt dışında her engelli otobüse tek başına binerken bizde hiçbir otobüs engellilere uygun değildir..
      -Devletin kurumlarıyla yapacağınız her yeni işlemde tam teşekküllü hastaneden heyet raporu almaktır. (bu normal insanların her sorulduğunda yeniden nüfus cüzdanı çıkarmasına eşdeğerdir.)
      – Sokakta, parkta, alışveriş merkezinde, havuzda veya sinemada “ne işi var bunun burada” anlamında bakışlara maruz kalmak demektir.
      -Türkiye’de engellilere yapılan asansörleri onlardan daha fazla kullanmak onlara kullandırmamaktır.
      -Engeliniz beyninizdeyse; deli,engeliniz gözünüzdeyse; kör,engeliniz bacağınızdaysa; topal,engeliniz,kulağınızdaysa; sağır,engeliniz bedeninizin herhangi bi yerindeyse de sakat olarak adlandırılacağınız anlamına gelmektedir.
      – Engelli tuvaleti Avrupa’da otoban kenarlarında bile varken, Türkiye’de şehirlerin merkezinde bile bulamamaktır.
      -Engelli otoparkı hakkını gasp edenlere”burası engelli otoparkı başka bir yere park edin” dediğinde “sanane lan buraların amiri sen misin kafamı bozma kırarım bi tarafını” gibi şiddetlere maruz kalmaktır.
      -Engelli insanların evlenip çocuk sahibi olmaları çok ters karşılanır hatta engelli bir insanla sağlıklı birisinin ilişki yaşaması tepki görür ve olmayacak bir şeymiş gibi karşılanır..
      -Çalışmamaktır okumamaktır. İsteseniz de bir şekilde engellenmektir. Yurt dışında engellilere çalışamadığında 1800 Euro maaş verilirken bizim ülkemizde 2022 yasasındaki maaş 350 tl dır bu para ile ailesine, çocuklarına bakması beklenmektedir..
      -Nadir bulunan engelli rampalarının önüne araba ile park edenler yüzünden 35 cm kaldırımdan inmektir.
      -“Mecidiyeköy metrobüs durağı önünde eylem yapan engellilere tahammülsüzler ‘Sokağa niye çıkıyorsunuz’ diye bağırdı. Ezilme tehlikesi geçiren eylemcinin yardım çağrısını polis ‘Siz başlattınız, niye yardım edeyim’ diye geri çevirdi” gibi durumları yaşamaktır http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=970235&ref=itu
      -Türkiye’de sağlıklı insanlar çok zor araba kullanırken bizlerin kaldırım olmadığı için yollarda aküllü sandalyeleriyle ölüme meydan okumaktır..
      BU ÖRNEKLERI ÇOĞALTABİLİRİZ… ama gerek yok bence anlamak için yeterli bu kadar
      Serkan AYDINLI
      Engelsizdunyamiz.com

      Engelli olmak ya da Türkiye’de engelli olmak değil sorun; duygusal zekâsının önüne geçemeyerek hâlâ hayata 1-0 başladığını düşünen insanlarla yaşıyor olmak.

      Bu nasıl bir üslup, bu nasıl kendini güçsüz görmektir. Görebilinecek kadar somut sorunları hâlâ içdürtüleriyle çözmeye çalışan insanlarla (engellilerle) yaşıyor olmak fevkalâde üzücü.

      Hayat içinde yer aldığımız çember kadar dar bir alan değil. Bu ülkede yeşil kartı ble olmadığı için hastaneye gidemeyen ve somut verilere göre hastaneye gitmediği ve bilinen kayıtlı hastalığı bulunmmadığından yardıma muhtaç yaşayan sözüm ona engelsiz insanlar var. Dünya üzerinde liberal güçlerin bir lokma suya muhtaç bıraktığı, bulaşıcı hastalıklarla savaşan yine sözüm ona engelsiz insanlar var.

      X köyünde çobanlık yapan engelli genç açıköğretim bitirip üniversite mezunu olurken Y şehrinde oturduğu yerden çalışan engelli gence rahat batıp işe gitmeden para kazanma derdinmde.

      Dürüst olmak gerekirse bu köşe yazısı beni fevkalâde rahatsız etti. Hayatı hâlâ futbol maçı gibi değerlendirmeye alan insanlarla aynı toplumda yaşıyor olmak beni sıkıyor.

      Engelli olmak elbette zor. Bunu gözardı etmiyorum. Sırf engelli olduğu için erkekliğini topluma toplumun gereksiz istekleriyle kanıtlamaya çalışmak ya da en basit açıklamasıyla evlenmek için kendisini kabul ettirebileceği bir aile bulmak zoruında kalan engelli bir kadın olmak zor; ancak bunların çözümü kendini hayata yenik başlamış olarak görmek kadar çıkmaz ve sonuçsuz değil.

      Halkın kendi kendini yönettiği bir ülkede halk ne isterse onu yaşar. Şikâyetlerimiz ve teşekkürlerimiz biz onları haketmek için üzerimize düşen ne ise yaptığımız kadar bizim ve biz şikayetlerimiz ve teşekkürlerimiz kadar biziz.

      Son olarak deyinmek istediğim bir husus daha vardır ki o da şudur; nasıl ki aşılması gereken ilk engelimiz eksik özgüven ve karamsarlığımız ise, devlet ve toplumun engellerini kaldırmak da devlet ve toplumun gücüne inanmak, güvenmekten geçer. Unutmamalıyız ki; engelliler için uygun yaşam koşulları olan X ülkesinde arka sokaklarda tinerci çocuklar, madde bağımlısı gençler can vermekte. Toplum idaresi tek yönlü değildir.

      Bunlar şahsi fikirlerimdir ve salt değillerdir yeterki muhalif cümlelerin özgünlüğü, özgüveni ve mantıksal dayanağı olsun.

    Bu Yazı Hakkında Birşeyler Demek İstermisiniz?





    Google Site Map | Engelsiz | Engelsiz Dünyamız | Google
    © 2010. Tüm Hakları Saklıdır.Yazılı izin olmadan kullanılamaz.